TARiHi:
1. GiRiş:
Ege Bölgesi’nin iç Batı Anadolu Bölümü’nde yer alan Kütahya, bilinen tarihi içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne ulaşmıştır. Kütahya ili sınırları içinde kalan topraklarda yerleşen ve adı bilinen en eski halk Hitit’lerdir. Buna rağmen çevredeki Arkeolojik buluntular ilin yerleşim tarihini çok daha eskilere, ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir kuruluş tarihi verilememekle birlikte; Hitit metinlerinde geçen Assuva tarihiyle ilgili IV. Tuthaliya (M.Ö. 1256–1220) yıllıklarına dayanarak M.Ö. II. binin ortalarında kurulduğu söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları dolayısıyla tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt Zaferi’nin ardından XI. yüzyılın sonunda Türk uygarlıklarıyla tanışan Kütahya, Germiyanoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış olup Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca Kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.

2. şEHRE VERiLEN ADLAR :
Eski kaynaklara, sikke ve yazıtlara göre Kütahya’nın antik dönemdeki adı “Kotiaeion”dur. Ünlü Antik Çağ Coğrafyacısı Strabon bu adın, “Kotys’in Kenti” anlamına geldiğini belirtmektedir. Kotys, Trakya’da yaşayan Odrisler’den olup, Romalılar’ın M.S. 38’de Anadolu’ya gönderdiği bir komutanın adıdır. Kütahya Müzesi’nde bulunan bir sikkede bu ad “Koti” olarak geçmektedir. Kütahya adı, eskisine benzetilerek Türkler tarafından verilmiştir.

3. KÜTAHYA’NIN iLK KURULUş YERi:
ilimizin ilk yerleşim yeri Kütahya kalesi ve çevresidir. Germiyanoğulları döneminde de kullanılan şehir merkezinde yapılan kazılarda Roma dönemi nekropol (mezarlık) alanları bulunmuştur. Ancak şehir merkezinde Frigler dönemine ait önemli bir buluntuya rastlanmamıştır. Kütahya’nın antik dönemdeki yerleşim alanı henüz kesin olarak belirlenememiştir. Ne zaman kurulduğu, nerede kurulduğu, ne zaman ve kim tarafından fethedildiği kesin olarak ifade edilemeyen Kütahya, bir sırlar kentidir.

Yapılan Arkeolojik Kazılar ve Eski Yerleşim Merkezleri :
Bugüne kadar Kütahya ve çevresinde yapılan sistematik kazı ve araştırma sayısı çok değildir. ingiliz Arkeoloji Enstitüsü adına Clive Foss – Kütahya Kalesi’ni, Epigraf Tomas Drew Bear – Yazıtları, David French – Roma Yolları ve Mil Taşlarını, istanbul Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Turan Efe Antik Yerleşimlerden Höyük ve Tümülüsleri araştırmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Aizanoi Antik Kentinde başlattığı sistematik kazı ve araştırmalar 1970 yılından beri devam etmektedir. Müze uzmanlarının Kütahya il sınırlarında yaptığı inceleme ve araştırma çalışmalarında yüzü aşkın höyük, tümülüs ve antik yerleşim saptanıp belgelenmiş, yapılan kurtarma kazılarıyla kentin tarihini aydınlatacak önemli arkeolojik malzemelere rastlanmıştır. Kütahya Merkez Seyitömer Höyük’te yapılan kurtarma kazılarında Eski Tunç dönemine uzanan toplu buluntular elde edilmiş olup Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde ayrı bir salonda sergilenmektedir. Merkez Ağızören Köyü’nde 2000 yılında yapılan kazılarda Hitit yerleşimine ait nekropol (mezarlık) alanında önemli arkeolojik malzemeler ele geçmiştir. Kütahya’da Eski Tunç Dönemi’ne uzanan toplu buluntu veren en önemli merkez, 1977 yılında kömür çıkartma işlemi sırasında ulaşılan Tavşanlı Tunçbilek, Boyalık ve Gevence mevkileridir. ilin yerleşim tarihine ışık tutan Eski Tunç buluntu merkezleri Seyitömer, Tavşanlı – Kayı Köyü, Altıntaş – Üçhöyük, Domaniç – Elmalı, Simav, Emet ve Çavdarhisar yöreleridir. Buralarda ele geçen buluntular Bitynia dışında tüm Batı Anadolu’da rastlanan tipik Troya çanak – çömleği örneklerindendir. Gaga ağızlılar, üç ayaklı kaplar, depas türü maşrapalar dışında, Balıkesir, Bursa yöresine özgü Yortan kültürünün bezekli kaplarına rastlanması Kütahya’nın kuzeyinde bu kültürün etkin olduğunu göstermektedir.

4. HiTiT – FRiG DÖNEMi:
Kütahya yöresi, Hititler Dönemi’nde Assuva’nın doğusunda, Hitit Devlet sınırlarının da batısında yer almaktadır. Antik Çağ bölümlenmesine göre ise ilin doğu yarısındaki toprakları Frigya, batısı da Mysia bölgesindedir.
O dönemde Hititlerin siyasal etkisi dışında kalan Batı Anadolu’daki pek çok kent konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir. Kuzeybatı Anadolu’daki As-suva Konfederasyonu bunlardan biridir ve Kütahya’nın batısında kalan topraklar bu konfederasyona bağlıdır. ilin kuzey kısımları ise zengin gümüş yatakları ve buna bağlı gelişmiş ticaret yolları dolayısıyla Hititlerin sürekli ilgi ve etki alanında kalmakta, bu yüzden sıkça saldırılara uğramaktadır
Hitit imparatorluk döneminin sonuna doğru doğuda Assuva yöresindeki bakır yataklarının Asurlar’a kaptırılması, Hititler’in Kütahya’ya ilgisinin artmasına neden olmuştur. Bu sırada Assuva’nın başında Sum Dlama, Hititler’in başında IV. Tuthaliya bulunmaktadır. (M.Ö. 1256-1220).
Assuva’ya saldıran Hititler’in ülkeyi yakıp yıktıklarını, Assuva kralı ve oğlu Kukkulis’i tutsak alıp Hattuşaş’a götürdüklerini IV. Tuthaliya yıllıklarından öğreniyoruz.
M.Ö. 1200’lerde Trakya’dan Anadolu’ya büyük dalgalar halinde geçen Frig-ler, bölgede Hitit egemenliğine son verip, doğuda Kızılırmak, güneybatıda Burdur Gölü’ne kadar uzanan geniş bir alanı yurt tutmuşlardır.
Bursa, Balıkesir yörelerine gelen yeni oymakların eskilerini daha doğuya sürmeleri sonucunda Kütahya’nın batı kesimleri Mysia bölgesinde yer almıştır.

Yine Frigler’in bir kolu olan Bitin ve Tinler’in Kütahya’nın kuzeyine Bilecik-Sakarya bölgesine yerleştikleri görülmektedir. Frigler’in asıl kalabalık oymaklarının ise Afyon, Eskişehir, Kütahya üçgenindeki bölgeye yerleşmesi sonucunda, Kütahya’nın doğusu Epiktetos Frigyası adını almıştır. Kütahya’nın güneyine, Temnos (şaphane) ve Dindimos (Murat) Dağı’na kadar yayılan Frigler yerli Hititler’le karışıp kaynaştıkça güçlenmiş, kültür alanlarını genişleterek doğuda Fırat’a, batıda Ege Denizi’ne kadar dayanmalarına rağmen Lidyalılar üzerinde sürekli bir egemenlik kuramamışlardır.

Frig Yerleşimi-Söğüt Köyü
M.Ö. VIII. yüzyılda devlet olarak örgütlenen Frigler’in barışçı bir toplum olarak geliştiği, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, kaya mezarları, tapınım alanları ilekendilerine özgü bir mimari getirdikleri, maden işçiliği ve dokumacılıkta ileri gittikleri, yeni müzik aletleri ürettikleri görülmektedir. Antik kaynaklar, ünlü masalcı Ezop’un doğum yeri olarak Kütahya’yı göstermektedir.
M.Ö. 676’da Kafkasya üzerinden Anadolu’ya giren Kimmerler’in, Frigya Kralı III. Midas’ı yenerek Kütahya ve çevresini ele geçirdiği, daha sonra M.Ö. 607’de Lidya kralı Alyattes’in Kimmer egemenilğine son verdiği gözlenmektedir. Lidyalılar döneminde Efes’ten başlayıp başkent şart, Uşak ve Kütahya’dan geçerek Adalar Denizi ve Kızılırmak’ın doğu yakasını birbirine başlayan Kral Yolu bu dönemde yapılmıştır.
Doğuda gelişerek Anadolu’yu Marmara’ya kadar istila eden Persler’in ünlü kralı II. Kyros, M.Ö. 546’da Lidyalıları tarihten silmiş, Kütahya’yı Frig Satraplığı’nın merkezi yaptığı Dinar’a başlamıştır. Pers yönetiminin zayıflamasıyla M.Ö. 334’te Biga Çayı civarındaki savaşı kazanan Makedonyalı iskender bölgede üstünlük kurmuştur. iskender’in M.Ö. 324’te ölümüyle Kütahya ve çevresi komutanlarından Antigonas’a geçmiştir. Bölgede M.Ö. III. yüzyılın başlarında yaşanan karışıklıklardan sonra
Bergama Krallığının üstünlük sağladığı ve M.Ö. 133 tarihinde Kütahya’nın Roma’nın Asya Eyaleti sınırlarına dahil edildiği görülmektedir.

5. ROMA VE B?ZANS DÖNEMi
Kütahya, Roma egemenliğine girdiği sırada bölgede küçük şehir devletleri vardır. Kütahya’da Koti-aeion, Gediz’de Cadı, Simav’da Synaus, Emet’te Ti-beriopolis, Simav Boğazköy’de Ancyra, Altıntaş’ta Soa ve Çavdarhisar’da Aizanoi Antik yerleşim merkezleri bulunmaktadır. Bu şehir devletlerini Claudius unvanlı valiler yönetmiş, toplanan verginin bir bölümünü merkeze gönderip kalanını kentin imarına harcamışlardır. O dönemin en büyük şehri olan 120 bin nüfuslu Aizanoi’nin Zeus Tapınağı, imparator Hadrian MS. (117-138) döneminde toplanan arazi vergileriyle yaptırılmıştır. Bu bölgede (302) tarihinde yapıldığı saptanan bir borsa binası vardır. Duvarları üzerinde Latince fiyat listeleri bulunmaktadır. Bu listeler fiyat artışlarını önlemek için konulmuştur.

M.S.395’te Roma imparatorluğu’nin ikiye ayrılmasıyla Kütahya, Doğu Roma imparatorluğu (Bizanslında kalmıştır. Bu dönemde önemli bir piskoposluk merkezi olan Kütahya hızla gelişmiş, çevresine yapılan kalelerle korunaklı bir kent haline getirilmiştir. Zeus Tapınağı kiliseye çevrilmiş, il ve çevresinde çok sayıda kilise inşa edilmiştir.

6. SELÇUKLULAR DÖNEMi :
1071 ‘de Malazgirt Savaşı’nda Alparslan’a yenilen Bizans imparatoru Romanos Diogenes salıverildikten sonra Bizanslılar tarafından Kütahya Kalesi’ne getirilmiş ve gözlerine mil çekilerek cezalandırılmıştır.
Anadolu Selçuklu Devleti’ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman şah, 1075’te iznik’i aldıktan sonra Kütahya ve yöresine akınlar düzenlemiş, 1078’de şehri ele geçirmiştir.
II. Yakup Çelebi imaret Külliyesi
1097’de Haçlıların saldırısıBizans’ın eline geçen Kütahya 1182’de Selçuklular tarafından geri alınmıştır. 1186’da II. Kılıç Arslan ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırınca Kütahya Gıyaseddin Keyhüsrev’e düşmüş, çıkan karışıklıklar ve kardeş kavgaları sırasında 1196’da Kütahya tekrar Bizanslıların eline geçmiş, 1233’de Alaeddin Keykubad zamanında Anadolu Selçuklularına yeniden kazandırılmıştır
Kütahya’daki Hıdırlık Mescidi, Yoncalı Hamamı ve Camisi, Balıklı Camii ve Medresesi Selçuklu dönemi eserlerindendir.

7. BEYLiKLER DÖNEMi
I. Alaaddin Keykubad döneminde 1230’da Anadolu’ya gelen Germiyanoğlu Aşireti, Malatya yöresine yerleştirilmiş olup 1240’ta Baba ishak ayaklanmasında Selçuklulara yardım etmişlerdir. 1243 Kösedağ bozgunundan sonra artan Moğol baskısı karşısında Germiyanoğulları 1260’ta göç ederek Kütahya yöresine yerleşmiştir.

Ulu Camii
1277’de Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmasıyla Kütahya ve yöresi Germiyanoğullarının payına düşmüş, hızla gelişen Germiyanoğlu Beyliği, Batı Anadolu’nun en güçlü beyliği olmuştur. ilk beylerinin Alişir olduğu bilinmektedir. Alişiroğlu I. Yakup 1300’de bağımsızlığını ilan ederek Kütahya’yı başkent yapmıştır. 1340’ta yerine geçen oğlu Mehmet Bey döneminde gelişimini sürdüren Germiyanoğlu Devleti’nin başında 1361’de Süleyman şah görünmektedir. Bu dönemde Osmanlı Sultanı I. Murad’ın
Vacidiye Medresesi oğlu Bayezid’e kızını veren Süleyman şah, Kütahya, Simav, Emet ve Tavıanlı’yı kızı Devlet Hatun’un çeyizi olarak Osmanlılar’a vermiştir. (1381) Yıldırım Baye-zid 1389’a kadar Kütahya’da valilik yapmıştır. Süleyman şah, Kula’ya çekildikten sonra 1387’de ölmüş, yerine oğlu II. Yakup Bey geçmiştir. Germiyanoğulları Beyliği II. Yakup’un vasiyeti üzerine 1429’da Osmanlılara katılmıştır.
Kütahya’daki Germiyanoğlu eserleri arasında bugün Çini Müzesi olan II. Yakup imaret Külliyesi, şimdi Arkeoloji Müzes olan Umur-Bin Savcı Medresesi ile ishak Fakih Camii ve Medresesi sayılabilir. Germiyan oğulları döneminde Yıldırım Bayezid’in Kütahya Valiliği sırasında yapımına bağlanan Ulu Camii XV. Yüzyılıda Musa Çelebi döneminde tamamlanmıştır.

8. OSMANLILAR DONEMi :
1429’da Germiyanoğlu II. Yakup’un vasiyeti ile Osmanlılara geçen Kütahya bu dönemde bir sancak merkezidir. 1451’de Anadolu Beylerbeyliği’nin merkezi olan Kütahya’da Kanuni’nin oğulları şehzade Bayezid (1542-1558) ve (Sultan II.) Selim (1558-1566) valilik yapmışlardır.
1511’de Safavilerin Anadolu’da yaptıkları bölücülük sonucunda çıkan şahkulu ayaklanması Kütahya’ya kadar yayılmıştır. 1833’te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu ibrahim Paşa’nın Kütahya’yı işgali ve aynı yıl imzalanan Kütahya Antlaşması ile şehri terk etmesi dönemin kayda değer olaylarıdır. Kütahya Osmanlı mimarisinin güzel örnekleriyle donatılmış, çeşme, köprü, cami, medrese, han ve hamamlarla imar edilmiştir. Selçuklulardan bu yana devam eden çini sanatı bu dönemde en parlak devrini yaşamıştır. Dünya tarihinin devlet gözetiminde yapılan ilk toplu iş sözleşmesi, Fincancılar Esnafı Anlaşması adıyla 13 Temmuz 1766 tarihinde Kütahya’da imzalanmıştır.
1849’da Osmanlı Devleti’ne sığınan Macar bağımsızlık hareketinin önderi Lajos Kossuth ve beraberindeki 56 mülteci, 1850-1851 yıllarında Kütahya’da konuk edilmiştir. Lajos Kossuth’un Kütahya’da kaldığı ev 1982 yılında müze haline getirilmiştir.
1867’de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Kütahya, 8 Ekim 1923’te vilayet olmuştur.

9. MiLLi MÜCADELE VE CUMHURiYET DÖNEMi:
Kütahya’nın Milli Mücadele tarihimizde çok önemli bir yeri vardır. Cumhuriyetimizin kurulması için verilen bağımsızlık mücadelesinin en önemli safhası ilimiz sınırları içerisinde yaşanmıştır.
I. Dünya Savaşı sonunda itilaf devletleri, Mondros Ateşkes Antlaşması hükümlerine dayanarak Anadolu’yu işgale başladılar. işgaller karşısında milleti ve memleketi savaşa sürükleyenler, kendi hayatlarının endişesine düşerek gerekli tedbirleri almamışlardı.Ordunun elinden cephanesi alınmış, itilaf devletleri türlü vesilelerle yurdun çeşitli bölgelerini işgale başlamışlardır.itilaf donanması istanbul’da; Fransızlar, Adana’da; ingilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon’da; italyanlar, Antalya ve Güneybatı Anadolu’da bulunuyorlardı. 15 Mayıs’ta itilaf devletlerinin izni ile Yunan ordusu izmir’e çıkmıştır. Bu durum karşısında Türk milleti tarih boyunca gösterdiği “millet olma bilinci” içerisinde işgallere karşı Kuva-i Milliye hareketini başlatmıştır.
Kütahya’da Milli Mücadele 20 Eylül 1919 günü bağlamıştır. Binbaşı ismail Hakkı, Yüzbaşı ismet, Yüzbaşı Süleyman ve Mülazım Tahsin Beyler Kütahya’ya gelerek Kuva-i Milliye Teşkilatını kurmuşlardır. Teşkilatın başına Askerlik şubesi Başkanı Binbaşı Nüzhet Bey seçilmiştir. ismail Hakkı Bey Komutasında oluşturulan 350 kişilik bir müfrezenin ingilizleri Kütahya’dan çekilmek zorunda bırakması Kütahya’da Milli Mücadelenin ilk başarısıdır.
Kütahya’da, Milli Alayı kurmayı başaran (Priştineli) ismail Hakkı Bey, Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) Paşa tarafından Kütahya Milil Alayı Kumandanlığıma atanmıştır.ismail Hakkı Bey Pozantı Kongresi’nden dönmekte olan Mustafa Kemal Paşa’ya Afyon’da bulunduğu sırada telgraf çekerek Kütahya’ya “Milli Alayı” denetlemesi için davet etmiştir.
6 Ağustos 1920 tarihinde Kütahya’ya gelen Mustafa Kemal Atatürk, Milli Alayı denetlemiş ve Kütahya’dan ayrılırken Kütahya Mutasarrıfı Sait Bey’e kendi el yazısıyla takdirname vermiştir.

Kütahya Milli Alayı, Milli Mücadele yıllarında önemli görevler üstlenmiş, işgal yıllarında büyük yararlılıklar göstermiştir. 10 Ağustos 1920’de imzalanan Sevr Antlaşması sonrasında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin antlaşmayı tanımadığını ilan etmesi üzerine işgal hızlanmış, Yunanlılar 13 Temmuz’da Altıntaş’a, 14 Temmuz’da Tavşanlı’ya, 17 Temmuz’da Emet, Simav ve Kütahya’ya 3 Eylülde Simav’a, 5 Eylülde Gediz’e girmişlerdir. 28 Temmuz 1921’de Kütahya’ya gelen Yunan Kralı Konstantin Savaş Konseyini burada toplayıp Ankara üzerine yürüme kararı çıkartmıştır.
Yunan Ordusunun bu ilerleyişi karşısında Türk Ordusu, Sakarya’da Başkomutan Mustafa Kemal komutasında dünya savaş tarihinde örneği görülmeyen bir taktikle büyük bir zafer kazanmıştır.
Sakarya’da durdurulan düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra 26 Ağustos 1922 tarihinde Başkomutan Mustafa Kemal Büyük Taarruzu başlatıtı. Bu çarpışmalar sırasında Türk askeri, tarihimizin her döneminde görülen kahramanlık ve fedakarlıklarına yenilerini ekledi. 57. Tümen Komutanı Albay Reşat (Çişiltepe) Bey’in Çişiltepe’nin alınmasının yarım
saat gecikmesi üzerine görevini yerine getirememenin üzüntüsü ile kendisini vurması, bu anlayışa örnek teşkil eder. Zaferden sonra buraya Albay Reşat Çişiltepe Anıtı yapılarak anısı ölümsüzleştirilmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk, Büyük Taarruzu bizzat cephede idare ederek üstün askerlik vasıflarını göstermiş ve her zaman askerinin yanında Türk ordusuna büyük moral ve destek olmuştur.
30 Ağustos günü Başkomutan Mustafa Kemal’in Zafertepe’den bizzat yönettiği meydan muharebesinde Allören, Keçiler, Kızıltaş Deresi yolunun iki yanında Yunan birlikleri tamamen sarılmış ve imha edilmişlerdir. Kızıltaş Deresi bölgesinde açık kalan alandan bazı Yunan birlikleri ve General Trikopis, General Di-yenis ve bir çok Yunan komutanı kaçmışlardır.
Başkomutan Mustafa Kemal, ismet Paşa ve Fevzi Çakmak Paşa Çalköy’de yıkık bir evin avlusunda kırık bir kağnı arabasının üzerinde durum değerlendirmesi yaparak Yunanlıların yeniden savunma düzenine geçmesini önlemek ve Yunanlıları mağlup etmek için izmir’e girmek görüşüne varmışlardır. Mustafa Kemal burada Batı Cephesindeki tüm subay ve erlere okunmak üzere bir bildiri yayınlamıştır.

“Türkiye Büyük Millet Meclisi Orduları, Afyonka-rahisar-Dumlupınar büyük meydan muharebesinde, zalim ve mağrur bir ordunun temel varlığını inanılmayacak kadar az bir zamanda yok ettiniz. Büyük ve seçkin ulusumuzun fedakarlıklarına layık olduğunuzu kanıtladınız. Sahibimiz olan büyük Türk ulusu geleceğine güvenmekte haklıdır. Savaş alanlarındaki başarı ve fedakarlıklarınızı yakından görüp izliyorum. Ulusumuzun size olan övgülerinin iletilmesine aracılık etme görevinin arkasını bırakmayacak, sürekli olarak yerine getireceğim. Ödüllendirme için Başkumandanlığa öneride bulunulmasını, Cephe kumandanlığına büyürdüm: Bütün arkadaşlarımın, Anadolu’da daha başka meydan muharebeleri de verileceğini göz önünde bulundurarak ilerlemesini ve herkesin akıl gücünü ve yurtseverliğinin kaynaklarını kullanarak, yarışmayı bütün gücüyle sürdürmesini talep ederim. Ordular, ilk Hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
Böylece Kütahya 30 Ağustos Zaferi ile düşman işgalinden kurtarılmış, bunu 1 Eylülde Gediz, 3 Eylül’de Emet ve Tavşanlı’nın kurtuluşları izlemiştir.
9 Eylülde izmir’de Yunan ordusunu denize döken Türk ordusu Mustafa Kemal’in emrini büyük bir başarı ile yerine getirmiştir.

GiYiM:
Anadolu’nun her yanında kendine has folklorik özellikle bölgenin kültürünü yansıtan giysileri vardır. iç Anadolu, Marmara ve Ege Bölgeleri kavşağında bir geçiş noktasında bulunan Kütahya’da özellikle kadın giyimi Anadolu’nun başka hiçbir yerinde olmayan bir farklılık ve zenginlik taşmaktadır. Kütahya, Germiyan Beyliği ve Osmanlı saray giysilerinin etkisi altında en kaliteli renkli ipek işleme, sim sarma gibi tekniklerle kadife, atlas, yünlü mantin kumaşlar üzerine işlenmiş çok değerli kıyafetlere sahiptir. Anadolu’da düğün giysisi olarak bir veya iki çeşit giysi varken, Kütahya’da Bindallı Yolaklı, Dallı, Eğrimli, Çatkılı, Tefebaşı gibi çok çeşitleri vardır.Bunlar da kendi içlerinde ayrıca üçetekli entari ve şalvarlı olarak ayrı türlere ayrılır. Giyilen elbise giyenin düğündeki durumunu, hangi taraftan olduğunu tanıtır.

MUTFAK KÜLTÜRÜ
Kütahya’da beslenme büyük ölçüde ev ürünlerine da ya n maktadır. 1960’lı yıll arda “Aşçı dükkanı” denen lokanta kent yaşamına girmiştir. Kütahya’da buğday ürünleri, hamurlular ve süt ürünleri beslenmenin temelini oluşturmaktadır. Ev makarnası denen erişte, bulgur ve tarhana yörede en çok tüketilen yiyecekler arasındadır. Başcılığın yaygın olduğu dönemlerde pekmez ve şıra çeşitli biçimlerde kullanılarak, kimi besin gereksinimlerini karşılamaktaydı. Yaygınlaşan kentleşme olgusu giderek bu beslenme biçiminde köklü değişimler yaratmıştır. Yakın zamana kadar çarşı ekmeği, ev ekmeği ayrımı yapılan Kütahya’da beslenme artık büyük ölçüde Pazar ürünlerine dayanmaktadır. Yazdan biber, fasulye, patlıcan gibi sebzelerin kurutulması geleneği hala sürmektedir. Yerli halk sebze kurutması yanında salça, erişte, bulgur, nişasta, tarhana, turşu gibi genel tüketim maddelerini evde kendileri hazırla maktadır. Haşhaşlı, şibit denen saç pidesi beslenmedeki değişime karşın hala yaygın olarak yapılmaktadır. Kütahya’da böreklerde oldukça çeşitlilik görülmektedir.Gökçümen hamursuzu şibit, gözleme, ıspanaklı şibit gibi. Günlük yiyecekler arasında tarhana ve bulgur önemli bir yer tutar. Ayrıca kızılcık tahrası yapılmak tadır. Cimcik denilen hamur yemeği yöreye özgü yemeklerin başında gelmektedir

DİĞER İLLERİMİZ İLE İLGİLİ BİLGİLERE” ULAŞMAK İSTERSENİZ

>>>TIKLAYIN<



sayfalama


sayfalama

Yazar : admin

Kütahya ilimizi Tanıyalım Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

hosting Whatsapp Durumları Whatsapp Durumlari bilmeceler avatar yapma Minecraft İndir Güzel Sözler Otobüs Saatleri